25 Aralık 2009 Cuma

PKK Tokat saldırısını savundu

Share PKK'lı Duran Kalkan "Laftan anlamayanlara kendi dillerinden mesaj verdik" dedi.

Terör örgütü PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan, 7 askerin şehit olduğu, kimi çevrelerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yıkmaya çalıştığı ve PKK’nın üstlendiği Tokat saldırısına ilişkin "Bu eylem mücadelenin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Lâftan anlamayanlara kendi anladıkları dilden mesaj verilmiştir. Bu bir uyarıdır, mesajdır" dedi.

-DURAN KALKAN: KOMPLO, PROVOKASYON DEMEK BOŞ, AKP HİLE İÇİNDE- Kalkan, ANF’ye yaptığı açıklamada, PKK’nın gerçekleştirdiği Tokat saldırısına ilişkin çok komplo, provokasyon gibi spekülatif değerlendirmeler yapıldığını, ancak bunların anlamsız ve boş değerlendirmeler olduğunu ifade ederek, "AKP’nin hile ve oyun içinde olması halkta, bütün hareketimizde, dört parçada ve yurtdışındaki örgütlerimizde gerçekten ölçülemez ve önü alınamaz bir öfkeye yol açtı. Öyle ki her taraftan bize baskılar geldi. Fedai eylem önerileri en üst düzeye çıktı. Herkes harekete geçmeye yöneldi. Yönetimimiz üzerinde çok ağır bir baskı oluşturdu. Tokat eylemi gibi birçok olay olabilirdi. Birçoğunun önünü aldık. Biraz daha planlı yaklaşılmasını sağladık. Bazı yerlerde de olaylar oldu. Sadece Tokat’ta olmadı. Mardin’de, Beşiri’de oldu, Zagros’ta oldu. Birçok yerde irili-ufaklı çatışmalar yaşandı. Tokat’taki de bunun bir parçasıdır, tamamen böyle bir süreçle bağlantılıdır. Herkes bunu böyle okumalı ve anlamalı" diye konuştu.

-"LAFTAN ANLAMAYANLARA KENDİ DİLLERİNDEN MESAJ VERİLMİŞTİR..."- Kalkan, Tokat eyleminin süreçten kopuk olmadığını savunarak şöyle dedi: "Peki, böyle bir eylem olmayacak da ne olacaktı? DTP kapatılacak, milletvekillerine siyaset yasağı getirilecek ama gerilla buna seyirci mi kalacak? Gençlik sessiz mi kalacak? Kalmadı. Kürt gençliği sokakta polisle o kadar çatışmaya girdi. Polise karşı silah olarak sadece taşları olan ve bunlarla karşı koyan Kürt gençliği yanında, bir de elinde silahı olan, askeri eğitim görmüş, daha da mevzilenmiş olan gerillanın neler yapabileceğini bir düşünün. O daha fazlasını yapabilirdi. Nitekim yapmak istiyordu da. Yönetim olarak biz bunu en aza çekmeye, daraltmaya çalıştık. Herkes böyle bilsin, böyle anlasın. Bu eylem mücadelenin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Lâftan anlamayanlara kendi anladıkları dilden mesaj verilmiştir. Bu bir uyarıdır, mesajdır. Ondan öteye herhangi bir şey yoktur." "PKK zayıflığı nedeniyle, çırpınış halinde olduğu için Tokat’ta eylem yapmış", "PKK’ya katılımları durdurduk. Tokat’ta da can çekişmekte olduğu için böyle bir şeye başvurdu" yönünde değerlendirmeler yapıldığını anımsatan Kalkan, "Çırpınan, ölüm döşeğinde olan Tokat gibi bir yerde eylem yapabilir mi?" diye sordu. Kalkan, şöyle konuştu: "Katılım dursaydı gerilla nasıl Tokat’a kadar giderdi? Can çekişiyor olsaydı Tokat gibi bir yerde nasıl eylem yapabilirdi? Demek ki bu tür söylemler doğru değildir. Böyle düşünceler çok maksatlıdır. Kendini kandırmaya, toplumu aldatmaya dönüktür. Biz buradan öneriyoruz; Türkiye’nin aydını, siyasetçisi, düşünürü kendini kandırmaktan da, Türkiye toplumunu aldatmaya çalışmaktan da vazgeçsin, gerçekleri görsün, serinkanlı olsun, gerçekleri teslim etsin, buna uygun davransın. Doğru olan budur. Bu bakımdan bu tür olaylar öyle provokasyon ve komplo teorileriyle izah edilemez. Tamamen siyasi sürece bağlıdır. O siyasi sürecin bir gereği olarak öne çıkmıştır."

www.milliyet.com.tr

24 Aralık 2009 Perşembe

Bukadarına da pes!

Share

Osman Baydemir'den küfürlü cevap
Barış ve Demokrasi Partisi, gözaltına alınan belediye başkanları için eylem çağrısı yaptı. Baydemir ise küfürlü bir açıklama yaptı.

DİYARBAKIR Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından terör örgütü PKK'nın Türkiye yapılanması Kürdistan Topluluk Birliği'ne yönelik yapılan operasyon Barış ve Demokrasi Partisi'nde (BDP) düzenlenen basın açıklamasıyla protesto edildi. BDP'ye geçen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, partilileri arasında `Şahin' ve `Güvercin' tanımı yapanlara tepki gösterirken, "Bunu söyleyenlere has...tir diyoruz. Kendi değerlerine ihanet eden tek Kürt politikacı bulamayacaksınız. Şeyh Sait ve Seyit Rıza ihanete uğradı. Ama ondan sonrakiler ihanete uğramadı, uğramayacaktır" dedi.

BDP binasında yapılan basın açıklamasına, kapatılan DTP'nin milletvekilleri Emine Ayna, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Pervin Buldan, Ayla Akat Ata, Sabahat Tuncel, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, belediye başkanları ile yaklaşık 1000 kişi katıldı. Basın açıklamasını izleyenler sık sık PKK ve bölücübaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atıldı.
Baydemir ağzını bozdu
video için tıklayın


İlk konuşmayı yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, aylardan bu yana bu ülkede, bu coğrafyada toplumun manipüle edilmeye, söz konusu bir projenin farklı gösterilerek halkın kandırılmaya çalışıldığını söyledi. Baydemir, şöyle dedi:

"TBMM'de, Cumhuriyet tarihinde ilk defa Kürt sorunu ve açılım tartışmaları yapıldı. Aradan 1 ay geçtikten sonra DTP tasfiye edildi. Milletvekillerinin üyelikleri düşürüldü. Dün de belediye başkanlarımız demokratik siyasette ısrar için BDP'ye geçti. Parlamento grubu umut kırıntısı da olsa umuda sahip çıkmak için `Sine- i Parlamento' kararı aldı. 16'sı belediye başkanımız, 80 kişi gözaltına alınarak tasfiye edilmek isteniyor."

Baydemir, dün geçtikleri BDP ambelindeki meşe ağacından söz ederek, meşe ağacı dallarının tüm Türkiye için umut olacağını söylediğini anlatırken şöyle konuştu:

"Başbakan ve kabine üyelerine sormak istiyorum, üslubumdan dolayı halkın affına sığınıyorum, meşe ağacının hangi dalı nerenize battı sayın hükümet?"

Hükümete seslenen Başkan Baydemir, "Tasfiye süreci böyle devam ederse gün gelecek elinizi uzatacağınız tek bir insan bulamayacaksınız. Yazıktır, günahtır bunu yapmayın. Kim demokrasi, barış, özgürlük ve birlikte yaşamak için cezaevine girmek gibi bedel ödemekten miskali zerre kadar korkarsa namerttir. Bizim endişemiz var. Endişemiz, 30 yıldır yaşanan savaş ve şiddetin bedelini çocuklarımıza geleceğimize, ödetmeme konusunda kaygılı ve endişeliyiz. Başka endişemiz de yoktur" dedi.

Başkan Baydemir, gözaltına alınan arkadaşlarının çiğnediği hukuk neyse bilerek ve isteyerek kendilerinin de onu çiğnediğini söyledi. Baydemir, "Bundan sonra da çiğnemeye devam edeceğiz. Ey hükümet ve ey devlet aklı. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu kitle ve halkı sokaklara mı dökmeye çalışıyorsunuz?" diye devam etti. İki gün önce AK Parti'li milletvekilinin otomobilinin polis ekibi tarafından çevrilmesi nedeniyle `kıyametler koparıldığını' anlatan Baydemir, "16 belediye başkanı şu anda gözaltında. Bu mu halkın iradesine saygınız?" dedi.

Baydemir, gözaltına alınanların serbest bırakılması için yarın Diyarbakır Adliyesi önünde olacaklarını belirterek, "Ya bizi de alacaksınız, ya arkadaşlarımızı serbest bırakacaksınız. Saygın Türk halkı ve Kürt halkına söyleyeceklerim var. Buradan söylediğimiz son sözümüz değil. Lütfen akıllı davranın söz tükenmesin. Hem ulusal hem ulaslararası düzeyde arkadaşlarımız bırakılıncaya kadar, demokratik ve meşru düzlemde her hakkımızı kullanacağız" dedi.

AĞZINDAN KÜFÜR ÇIKTI

Baydemir, partilileri arasında `Şahin' ve `Güvercin' tanımı yapanları kasdederek, "Bunu söyleyenlere has..tir diyoruz. Kendi değerlerine ihanet eden tek Kürt politikacı bulamayacaksınız. Şeyh Sait ve Seyit Rıza ihanete uğradı. Ama ondan sonrakiler ihanete uğramadı, uğramayacaktır" diye konuştu.

Kapatılan DTP'nin Grup Başkan Vekili Gülten Kışanak, `hükümet ve devlet terörü' ile karşı karşıya olduklarını, bugün 2.5 milyon insanın oyunun devlet tarafından gözaltına alındığını önü sürdü. Kaşanak, şunları söyledi:

"Terörizmden bahsedenler, devlet terörüne baksınlar. Bu hukuk dışı baskının terörden ne farkı var. Eğer provakasyon arıyorlarsa, bunun gözaltı emrini verenlerde arayın, Ankara'da arayın. Bu halk büyük metanet ve sağduyu ile mücadelesini demokratik çerçevede sürdürmek için büyük bedeller ödedi. `İyi şeyler olacak' denildiği günden bu yana, nasıl bir devlet terörü uygulandığını görün. Bu sözden sonra gözaltılar başladı, partimiz kapatıldı, arkadaşlarımıza siyasi yasaklar verildi."

Kışanak, her şeye rağmen demokratik siyasetteki ısrarlarının kıymetinin bilinmesi gerektiğini öne sürerken, "Yarın bunu da bulamayabilirsiniz. Bugün direniş günüdür. Kürt halkının iradesini terörize edenlere karşı direniş günüdür. Halkımızı yanımızda görmek istiyoruz. Seçilmişler ve tüm halkımızla birlikte arkadaşlarımız serbest bırakılıncaya kadar meşru direniş içinde olacağız. AKP hükümetini uyarıyorum. Bize hikaye uydurmasınlar. Her birimiz aynı suçu işliyoruz. Bizi ya gözaltına alırlar, ya da arkadaşlarımızı serbest bırakırlar. Akıllarını başlarına toplaları çağrısında bulunuyorum. Bu halkın 2.5 milyon oyunu bu akşam gözaltına almaya gücünüz yetmez. Ya gereğini yapın, ya da bu halk size geri adım attırmayı bilir. Direnişimiz başarıya ulaşana kadar devam edecektir" diye konuştu.

"OHAL DÖNEMİNDE BİLE İHD ARANMADI"

İHD Diyarbakır Şubesi'nde yapılan arama ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, vahim bir tablo ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi. DTP'nin kapatılması ardından operasyonun gerçekleşmiş olmasının kendilerini ciddi biçimde kaygılandırdığını belirten Aktar, şöyle dedi:

"Legal alan ve siyasal alanın boşaltılarak sanki çatışmaların bir yerde körüklenmesi isteniyor gibi. Bizim dileğimiz artık yargının siyasal alana müdahale etmekten vazgeçmesi. Barış sürecine de zarar verir diye düşünüyorum. Herkesin daha sağduyulu davranması gerektiğini düşünüyorum. Savcılık emriyle İHD şubesinin bütünün de arama yapıldı. Bazı belgelere el konuldu. Bilgisayarın hard disklerine el konuldu. Bu tabiki insan hakları alanında çalışan bir kuruluşa yönelik, OHAL koşullarında bile karşılaşmadığımız bir durum. OHAL koşullarında bile İHD aranmamıştı. Ama bu gün İHD Diyarbakır şubesinin aranması bile başlı başına vahim bir durum. Kaldı ki, İnsan Hakları Derneği'ne karşı yürütülen bir soruşturma değil."

Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, daha sonra adliye önünde baroya katıylı avukatlarla birlikte basın toplantısı düzenlendi. Gözaltıları hukuk dışı olarak niteleyen Aktar, "Bu hukuk dışı uygulamalara karşı, bugün itibarıyla itirazlarımızı sunmuş bulunmaktayız. İsteğimiz müvekkillerimizin meslektaşlarımızın bir an önce gözaltı işlemine son verilmesidir" dedi.

www.gazetevatan.com

23 Aralık 2009 Çarşamba

BDP binasını PKK'lı açtı

Share BDP binasının açılışını geçen ekim ayında Kandil Dağı'ndan Türkiye'ye gelen 34 PKK'lıdan M. Şerif Gençdağ yaptı.

BATMAN’da, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DTP’nin yerine kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) İl Başkanlığı binasının açılışını, geçen ekim ayında Türkiye'ye gelen 34 PKK'lıdan Kandil Dağı’ndan gelen
M. Şerif Gençdağ, Belediye Başkanı Nejdet Atalay ile birlikte yaptı.

DTP’nin yerine kurulan BDP’nin Batman İl Başkanlığı binasının açılışı davul zurnalı törenle gerçekleştirildi. Atatürk Bulvarı üzerindeki binasının açılışına BDP Genel Başkan Yardımcısı M.Şerif Ekinci, Belediye Başkanı Nejdet Atalay, BDP İl Başkanı M. Şah Kaygusuz, ile Abdullah Öcealan’ın çağrısı ile Kandil Dağı’ndan gelen 8 PKK'lı arasında bulunan M.Şerif Gençdağ ile Mustafa Ayhan ve Mahmur Kampı'ndan gelen Nurettin Turgut ile yaklaşık 2 bin kişi katıldı.

BDP İl Başkanı M. Şah Kaygusuz, DTP’nin kapatılması için sözde aydınların Anayasa Mahkemesi’ni etkildiğini ileri sürdü. Kaygusuz, “Kürt partileri bir bir kapatılıyor. Bazı sol çevreler ve kısmen aydın olarak tanınan bazı şahsiyetlerin davanın sürdüğü bir esnada adeta kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne yol göstermişlerdir. Yaklaşık 2.5 milyon seçmeni parlamentodaki iradesi kapı dışarı edilmiştir. Bu ülkenin en yakıcı meselesi olan Kürt meselesinin bir an önce demokratik ve barışçıl bir şekilde çözülmesinden yana olan herkesin katkı sunmasını bekliyoruz” dedi.

BDP Genel Başkan Yardımcısı M. Şafi Ekinci, “Bu şiddet ve hak gaspına karşı gelişen Türkiye halklarının daha özgür, daha müreffeh bir yaşam vadi ortadayken, bu hak arama hareketinin terörize edilerek ülkemizin derin bir uçuruma doğru sürüklenmektedir” dedi.

Konuşmaların ardında il binasının açılış kurdelası, Kandil’den gelen PKK’lı grubun sözcüsü M.Şerif Gençdağ, Belediye Başkanı Nejdet Atalay ve BDP İl Bşkanı M.Şah Kaygusuz tarafından kesildi.

www.gazetevatan.com

20 Aralık 2009 Pazar

Öcalan da öyle istedi.

Share DTP'liler vazgeçti!
Türk: siyasete BDP'de devam edeceğiz. Öcalan da öyle istedi

Kapatılan DTP'nin 19 milletvekili, istifa etmekten vazgeçti. Siyasi yasaklı eski DTP lideri Ahmet Türk siyasete BDP'de devam edeceklerini açıklayarak, demokratik mücadele bizim için esastır dedi. Halkımız parlamentoda kalmamızı istedi diyen Türk 'Öcalan da parlamentodan ayrılmamamızı' istedi açıklamasında bulundu.

BDP tabelası asıldı

Kapatılan Demokratik Toplum Partisinin (DTP) eski genel merkez binasına, Barış ve Demokrasi Partisinin (BDP) tabelası asıldı.

DTP'nin kapatılması kararının ardından, Balgat'taki eski genel merkezden sökülen DTP tabelasının yerine, sarı zemin üzerine lacivert harflerle "Barış ve Demokrasi Partisi Genel Merkezi" tabelası takıldı.

BDP'nin amblemi meşe ağacından oluşuyor.

Parti görevlisi İhsan Gül, gazetecilerin soruları üzerine, 14 yıldır bu binada çalıştığını ve binanın 4 farklı partiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Gül, BDP'nin amblemindeki meşe ağacının "kalıcılık" anlamına geldiğini ifade etti.

12 Aralık 2009 Cumartesi

SEVMEK İÇİN, TANIMAK VE ANLAMAK GEREK

Share
 İşte;

Her gün geçtiği yolunun üzerindeki iğde ağacının kesildiğini görünce ağlayan,


-Çok sevdiği köpeği Foks öldüğünde matemini tutan,

-Yalova'da köşke zarar veren ağacın dalı kesilmesin diye köşkü kızaklarla kaydırtan,

-Savaş sonrası Çankaya'da ücretle çalıştırılan ve ayrılışlarında çantalarında Gazi markalı sigara çıktığı için görevli personel tarafından dövüldüklerini gördüğü Yunan esirlerinden  özür dileyerek sigara ve para ile onları uğurlayan,

-İçki içmeyen ve beş vakit namaz kılan Mareşal Fevzi Çakmak yemekte olacağı zaman masaya içki koydurmayıp limonata ile yetinen,

-Ramazanlarda Hafız Yaşar Okuyan'a, gündüzleri Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhu için hatim okutan, akşamları da huzurunda okuttuğu sureleri derin bir hazla dinleyen,

-Ankaralılar tarafından kendisine hediye edilmek istenen Çankaya'daki evin tapu tescilini, 1.İnönü savaşını kazanan orduya bağışlanmak üzere M.S.B'ye yaptıran,

-Yurt gezilerinde, Kara Fatma, Satı Kadın gibi Kurtuluş Savaşı'nın kahraman Türk kadınlarını buldurup ellerini öpen, vefalı, şefkatli, merhametli, inançlı, saygılı, dürüst, yüreği sevgi dolu bir insan olan Atatürk.
 Her şeyimizi borçlu olduğumuz böyle bir Önder nasıl sevilmez ?
Onun; parasal yardım yaparken dahi, ne kadar zarif bir tutum sergilediğini Yaveri Muzaffer Kılıç'ın aşağıdaki anısı ne güzel anlatıyor.(1)

 "Bir gün Atatürk'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus'a geçiyorduk.
 O zamanlar Samanpazarı'nda bulunan üç beş dükkan dan birisi Ali Efendi isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının  sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankara'da böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu halı Atatürk'ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.

Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı Ata'yı görünce, "Buyurun Paşam" diyerek heyecanla bir Emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı çok güzel bulduklarını ifade ettiler.
 Kitapçı;

 -Paşam, bu halı bir müşterimin. Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok dedi.



 Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle;


 -Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler, müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim dedi.


 Bu sefer Atatürk daha çok merak edip,

 -Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz dediler.

 Kitapçı; -Paşam 40 lira istemişlerdi deyip yine halı sahibinin ismini vermedi. Atatürk halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;


 -Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam dedi.


 Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak Meclis'te görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen,  akıllı, sevimli, hoş sohbet, özü sözü doğru bir kişiydi.


 Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40 lira bırakmamı emretti.

 Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya koyuldu.


 Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek;

 -"Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama, kapısını kimseye kapamıyor"diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;

 -“Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz” dediler.
Kitapçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken, arabaya binip uzaklaştık. Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapısında karşıladı.
Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.


 Abdülhalim Efendi;
-Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi.  Müsaade ederseniz, arabanıza koyduralım” dedi.
 Atatürk de;
-Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz” diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.
Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi kapıya kadar uğurlayarak;
-Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı..... derken Atatürk sözünü keserek mütebessim,
 -Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz. Diyerek veda edip ayrıldılar.
Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi'ye, kitapçıya bile belli etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı almamışlardı."
Bu ibret verici anı; O büyük asker, devlet adamı ve devrimci liderin, en az bu nitelikleri kadar büyük olan insanlığını anlatmasının yanı sıra onun, gerçek dindar ve üstelik bir tarikat  mensubu olan Çelebi'ye saygısını göstermek bakımından da ayrı bir önem taşıyor.
Ayrıca; Herkese açık sofrasını sürdürebilmek için halısını satan bir tarikat ehlinin;  dini siyasete alet ederek para, mevki ve güce ulaşan, yurt içinde ve dışında saf ve eğitimsiz  vatandaşları sömürerek trilyonluk mal varlıklarının sahibi olup sefa süren günümüz din ve tarikat  bezirganlarından farklılığını da ortaya koyuyor.
Tabi anlayana ve anlamaktan yana nasibi olanlara !

İTE KULÜBESİ DAR GELDİ

Share İTE KULÜBESİ DAR GELDİ

Gökten tepemize paketten düştü,
Önce anlamadık, sır geldi diye.
Kuştüyü yatakta yatırdık puştu,
Bayram ettik, fırsat bir geldi diye.

Boynunda binlerce şehidin kanı,
Varsa da, güvende olmalı canı.
Gönderdik, denizle kaplı dört yanı,
İmralı en uygun yer geldi diye.

İmralı ağladı, İmralı sustu,
İmralı bağrına taşları bastı.
Tam onbir senedir kadere küstü,
Üzüldü, başıma şer geldi diye.

AB’ye gizlice teminat verdik,
Altına kırmızı halılar serdik,
Yârenlik edecek ahbap gönderdik,
İpneye yalnızlık zor geldi diye.

Artık alnımızdan gitmez bu yara,
Saraylar yaptırdık, harcadık para.
Bir de utanmadan atarlar nâra,
İte kulübesi dar geldi diye.

Komisyon çıkarıp aradık hata,
Cetvelle iyice ölçüldü ada.
Meğerki on santim küçülmüş oda,
Korktuk tepkilerden, gür geldi diye.

Her gece sayımdan geçmesi özel,
Banyosu, yemesi, içmesi özel.
Tuvalete bile sıçması özel,
Kızdılar, kıçından ter geldi diye.

Bu kadar tavizi verirse devlet,
Kuklalar caniye af ister elbet.
DTP’li kahpe ediyor gayret,
Çakal anasından hür geldi diye.

Son kez ERBABİ’nin sözünü tutun;
Açılıma yeni açılım katın.
Yanına Emine Ayna’yı atın,
Sevinsin, koynuma yar geldi diye.

06 / 12 / 2009
OZAN ERBABİ - KAYSERİ

7 Aralık 2009 Pazartesi

Türk bayrağını yaktılar!!

Share
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde göstericiler, Yavuz Sultan Selim İlköğretim Okulunda asılı Türk bayrağını indirerek, yaktı. Göstericiler, kendilerini görüntülemeye çalışan gazetecilerin görüntü almasına da engel oldu.
Habur'dan Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra serbest bırakılan PKK'lıların da aralarında bulunduğu Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyelerince düzenlenen mitingin ardından izinsiz yürüyüş yapmak isteyen gruba, polis müdahale etti. Polisin müdahalesi üzerine ara sokaklara dağılan göstericiler, ilçe girişindeki polis noktası ile İlçe Emniyet Müdürlüğü ve AK Parti ilçe binasını taşladı.

Daha sonra Cumhuriyet Caddesi'ndeki Yavuz Sultan Selim İlköğretim Okulu önünde toplanan göstericiler, okulun bahçesindeki direkte asılı Türk bayrağını indirerek, ateşe verdi. Türk bayrağını yakan göstericiler, kendilerini görüntülemeye çalışan gazetecilerin görüntü almasına da engel oldu.



Terör örgütü lehine slogan atan ve yollarda barikat kurarak, ateş yakan kalabalığı biber gazı kullanarak dağıtmaya çalışan polis, 8 göstericiyi gözaltına aldı. Şemdinli Belediye Başkanı Sedat Töre de olayların büyümesini önlemek amacıyla kalabalığı ikna etmeye çalıştı. Ancak Belediye Başkanı Töre'nin çabası sonuçsuz kaldı. İlçe merkezinde halen devam eden olaylarda ilk belirlemelere göre 3 polis ile Azat Yiğit isimli gösterici yaralandı. Şemdinli Devlet Hastanesine kaldırılan Yiğit'in, ilk müdahalenin ardından Van'a sevk edildiği belirtildi.


Kaynak : www.milliyet.com.tr

5 Aralık 2009 Cumartesi

DTP'li 98 başkandan şok teklif

Share DTP'li 98 belediye başkanı ile il başkanları, Diyarbakır'da parti binası önünde saat 11.00 basın toplantısı yaptı.


DTP'li 98 belediye başkanı ile il başkanları, Diyarbakır'da Konuşmayı yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, "Başbakan, Baykal ve Bahçeli 11 gün İmralı'da kalsın" dedi. İşte Baydemir'in sözleri...

- Hiçbir cezaevinde olmayan insanlık dışı tecrit uygulamaları 11 yıldan bu yana İmralı’da sürdürülmektedir. Yeni düzenle yaşam koşulları ortadan kaldırılmayı hedeflemektedir. Öcalan’ın sağlığı, Türkiye’deki gelişmeleri derinden etkileyecek kilit bir öneme sahiptir.

- Samimiyetle Kürt sorununun çözümünü isteyen aklı başında her otorite bu realiteyi görme durumundadır. Bu nedenle, gerginliğin daha fazla tırmanmaması, ülkenin çatışmalı ortama sürüklenmemesi, kaosa dönüşmemesi için hassasiyetlerin dikkate alınması zorunludur.

- Tam tersine İmralı çözüm için en etkili diyalog kapısı olarak değerlendirilmelidir. Çözüm gerçekten çözüm isteniyorsa, Öcalan’ın barışa katkı sunabileceği koşullar oluşturulmalıdır.

- Biz DTP’li belediye başkanları olarak seçilmiş olduğumuz 100’ün üzerindeki yer için, çağrıda bulunuyoruz. Hükümet ve devletin tüm kurumları bu politikalardan vazgeçilmelidir.

- Sorunun adı kürt sorunudur. Sorunun nedeni kimliğin reddedilmesidir. Çözüm kimliğin anayasada kabul edilmesidir. Kürt halkının siyasi haklarının tanınmasıdır.

- Çözüm 30 yıldır denenmiş tasfiye planlarında değildir, çözüm içtedir. Kürtler barışın inşası sürecinde kararlıdır samimidir. Aynı kararlılığı samimiyeti, buna uygun adımları devletten beklemektedir.

www.gazetevatan.com
04.12.2009

3 Aralık 2009 Perşembe

DTP Öcalan şartında ısrarlı

Share İmralı düzelmeden açılımdan söz edilemez

Abdullah Öcalan’ın kaldığı koşulların daha da kötüleştiğini söyleyen DTP lideri Türk, “İmralı sistemi halen ortadayken ve bu sistem daha da ağırlaşırken açılımdan söz etmenin inandırıcılığı olamaz” dedi. Türk, Kürtlerin gözünün kulağının İmralı’da olduğunu ileri sürdü.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Türkiye’nin, demokratikleşme sorunlarını masaya yatırarak, büyük bir cesaret ve kararlılıkla çözmek zorunda olduğu bir süreçle karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Türk, “Ne CHP’nin ne MHP’nin statükoda ısrarı ile ne de AKP’nin tasfiye mantığı ile Kürt sorunu gibi kapsamlı bir sorunun çözülebileceğini” öne sürerek, şöyle konuştu:

AKP OYALIYOR: AKP iktidarının demokratik açılım adı altında yürütüğü bazı girişimler aldatmaca ve oyalamaya yöneliktir. İşin esasında, Kürtleri dışında tutan, onların iradesini dikkate almayan politikalar yatmaktadır. Bu politikalar yıllardır denendi ancak sonuç alınamadı. Sorun, Kürt halkının varlığının, Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nda kabul edilip edilmeme sorunudur.

KABUL EDİLEMEZ YAKLAŞIM: Kürt halkının siyasi ve kültürel hakları tanınmadan, iradesi muhatap alınmadan, diyalog ve uzlaşı süreci geliştirilmeden bu sorunun çözülmesi mümkün değildir. Şimdi karşımızda bu düzeyde köklü bir sorun varken, bazı idari düzenlemeler ve yönetmelik değişiklikleriyle çözüm mümkün müdür? Köy, kasaba isimlerinin geri verilmesi gibi ceviz kabuğunu bile dolduramayacak düzeyde bazı değişikliklerden bahsediliyor. Halkımız zaten bu yerlerin Türkçe isimlerini kullanmıyor. Güya bu şekilde, bu köklü sorun çözülecekmiş...

GERİLİME YOL AÇIYOR: Türkiye oldukça hassas ve dikkatli olunması gereken bir dönemden geçiyor. Bu nedenle siyasetçilerin, toplumun tüm hassasiyetlerini gözeterek, sorumlu ve ciddi yaklaşım göstermesi gerekir. Kürt halkının hassas olduğu değer yargılarına yaklaşım konusunda, iktidar ve muhalefet partilerinin özenli bir üsluba ve yaklaşıma sahip olması gerekir. Bu konulardaki duyarsızlık ve yok sayma yaklaşımı, çözüme değil, tam tersine çözümsüzlüğe ve gerilimlere yol açar.

KAYGILAR OLUŞTU: İmralı’da uygulanan politikaların, şantaj ve tehdit unsuru haline getirildiğine dair Kürt halkında ciddi kuşkular ve kaygılar oluştu. Geçtiğimiz yıl yaşanan ve halkı oldukça geren, rencide edici kötü uygulamaların yarattığı tepkiler hala hepimizin hafızalarındadır. Şimdi ise güya uluslararası hukuka göre yapılan bir iyileştirmeymiş gibi kamuoyuna sunulan yer değişikliğiyle birlikte, İmralı’daki koşullar daha da ağırlaştırılmıştır.

AÇILIMIN AYNASI: İmralı, hükümetin açılım olarak savunduğu sürecin bir aynasıdır. Bu sürecin gerçek bir demokrasi açılımına dönüşmesinin en önemli koşullarından biri İmralı’ya yaklaşımdır. Çünkü Kürtlerin gözü kulağı İmralı’dadır. Kürtler, İmralı’ya karşı geliştirilen olumlu ya da olumsuz bir tavrı kendisine karşı alınan bir tutum olarak saymakta ve görmektedir. Bu nedenle İmralı, Kürtlerin ve toplumsal barışın en hassas noktasıdır.

APO’SUZ OLMAZ: Öcalan’ın uzattığı barış elinin tutulması gerekirken, sergilenen tam aksi yaklaşımları ne bizim, ne halkımızın ne de demokratik kamuoyunun kabul etmesi, meşru görmesi mümkündür. Öcalan’ın dikkate alınmadığı, onun yok sayıldığı, diyalog kanallarının kapatıldığı bir süreç, Kürt sorununun çözümüne hizmet etmeyecek, aksine çözümsüzlüğü derinleştirecektir. İmralı sistemine bir an önce son verilmesi gerekiyor.

SESSİZ KALINMAZ: Son dönemde yaşananlar, uzun vadeli bir planın-genel bir konseptin aşama aşama hayata geçirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. İmralı’da yaşananlar da bu konseptin en önemli parçasıdır. Bu tablo karşısında, Kürt halkı ve demokratik kamuoyunun sessiz kalması beklenemez.

HÜCRESİ KÜÇÜLTÜLDÜ: Aldığımız bilgiler, yaşama koşulları daha iyileştirileceği şekildeydi. Şimdi 10 metrekare yerden 6,5 metrekare yere alındı. Pencereden rahat rahat hava alma imkanı varken, tavana yapışık küçük bir pencerenin olduğu yere taşındı. Toplumdaki hassasiyeti görmek lazım. Burada iyileştirme değil, mevcut koşullar daha da geriletilmiştir. Bu yaklaşım biçimlerinin toplumda gerilim yarattığını hepimiz biliyoruz.

Halkın ortaya çıkardığı tepki

AHMET Türk, basın toplantısında “İstanbul Mersin ve Hakkari gibi illerdeki gerilimleri buna mı bağlıyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Toplumun bu konudaki tespitidir. Biz bunu bir gerilim olarak değerlendiriyoruz. Hiçbir insana yönelik bir eylemin, olayın yaşanmasını istemiyoruz ama toplumsal bir gerilim çıktığı zaman bunu bir siyasi partiye, anlayışa bağlamak doğru değil. Halkın ortaya çıkardığı bir tepkidir bu. Biz başından beri bu tepkilerin, hassasiyetlerin göz önünde tutularak, Türkiye’yi rahatlatarak bir sürecin başlatılması gerektiğini söylüyoruz.” Türk, ayrıca toplumu tatmin etmeyen bir durum ortaya çıkarsa doğal olarak tepkilerin de gelişeceğini, dünyanın her yerinde bunun böyle olduğunu söyledi. “Tepkileri dindirmek için girişimleriniz olacak mı?” şeklindeki bir başka soru üzerine ise Türk, tepkilerin demokratik biçimde olması için parti olarak çalışma yapacaklarını, illeri ziyaret edeceklerini, demokratik tepkilerin ölçüsünü, yapılması gerekenler konusunda düşüncelerini ortaya koyacaklarını açıkladı.

Molotoflu, havai fişekli İmralı eylemleri sürüyor

IRAK’takİ Kandil Dağı ve Mahmur Kampı’ndan 19 Ekim’de Türkiye’ye gelen 34 PKK’lıdan 4’ü, Ağrı’nın Diyadin İlçesi’nde DTP’nin düzenlediği mitinge katıldı. Önceki gün Doğubayazıt’ta olduğu gibi dün de Diyadin’deki DTP mitinginde olaylar çıktı. Polis olayları bastırmak için göstericilerin üzerine biber gazı ve tazyikli su sıktı.

PKK’nın kuruluş yıldönümü ve İmralı’daki koşulları bahane eden gruplar birçok kentte eylemlerini sürdürdü. Adana’da bir grup, yolu trafiğe kapatıp ateş yaktı. Müdahale eden polis ekiplerine, molotof kokteyli ve havai fişek atan göstericiler, yol kenarındaki bir telefon santral dağıtıcısını da ateşe verip, telefon bağlantılarını kesti.

Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde de izinsiz yürüyüş yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Polise taşla saldıran göstericiler, gaz bombası ve tazyikli su kullanılarak dağıtılmaya çalışıldı. Mersin’de ise 17 yaşındaki İsmail Keser, kontrollü hemzemin geçitte yolcu treninin çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Bunun üzerine kazayı bahane eden bir grup, terör örgütü lehine sloganlar atıp, trenin camlarını kırdı.

www.gazetevatan.com
03.12.2009