31 Ağustos 2009 Pazartesi

"Birgün hesabını soracağız!"

Share

Sezen AKSU'nun PKK Desteğine Cevap

Share

2 gün dayanabilir misin acaba minik serçe o dağlarda sadece gezmek için bile ?
Ordaki evlatların anaları keyfi mi yolluyor çocuğunu ?
"Artık kan dökülmesin"miş.. Dökülmesin o zaman !
Bıraksınlar silahlarını insinler şehre, çekmek için cezalarını girsinler hapishaneye!
Başbakana taş atan çocuk hapse giriyor da, benim Vatanım'ın evladına mermi sıkan niye serbest kalıyor dağdan inince ??!
Satamayacaksınız bu Vatan'ın tek bir taşını bile !
PKK özerklik mi istiyor? NAH alırsınız!
Kürtçe meşrulaşsın mı istiyor? NAH alırsınız!
Hadi gidin Irak'a.. Bakın o size zaten kucak açmış vaziyette..
Hangi dilde istiyorsanız konuşun.. Ne kadar toprak istiyorsanız alın ABD abinizden..
Ama bizden ancak NAH alırsınız...

30 Ağustos 2009 Pazar

Bayrak Bir Milletin Onurudur!

Share

Niçin her geçen yıl milli bayramlarda evlere asılan bayrak sayısında eksilme oluyor? Farkında değiliz de bayraklar mı toplatılıyor? Yoksa zamanında dünyayı şaşkına uğratarak vatan sevgisini gösteren, bir karış toprağını vermemek için canlarını veren Türk Milleti devletine, Atasına, ordusuna, vatanına mı küstürülüyor? Etrafınıza bir bakın kaç bayrak gördünüz bugün? Bayrak neydi? Unutuldu mu? Unutturuldu mu? Bir bayrak asmaktan aciz insanlar! Unuttunuz mu bayrak bir milletin onurudur? Bu kadar mı düştük?! Bir başka ülkede savaş çıktığında desteklemek için o ülkenin bayrağını asanlar nerede şimdi? Uyanın! Önce kendi vatanınız!

Unuttunuz mu 30 Ağustos Zafer Bayramının anlamını? Hiç mi tarih dersi görmediniz? Bu nasıl ülke sevgisi, bu nasıl vatan sevgisi? 

Belki hatırlamaya ihtiyacınız var! 

"İzmir 15 Mayıs 1919’da başlayan Yunan işgalinden 9 Eylül 1922 tarihinde kurtuldu. 30 Ağustos günü Dumlupınar’da Büyük Zaferi kazanan Ordularımız bir hamlede Afyon Cephesinden Ege’ye, Akdeniz’e, Marmara’ya ulaştılar. 

9 Eylül sabahı İzmir’e ilk önce süvarilerimiz, yani atlı birliklerimiz girdi. Vilayet Konağına Türk Bayrağını çekmek Yüzbaşı Şerafettin Beye nasip oldu. Bunun anısı olarak, Başkomutan ATATÜRK tarafından kendisine, Buhara Cumhuriyetinden gönderilen çok değerli bir kılıç armağan edildi. 1934 yılında Soyadı Yasası kabul edilince de, Şerafettin Bey’e “İzmir” soyadı verildi. 

ATATÜRK 9 Eylül günü ikindi vaktinde, yanında İsmet (İnönü) ve Fevzi (Çakmak) Paşalar olduğu halde, Belkahve’deki gözetleme yerine geldi. Ordularımızın hareketlerini dürbünle izledi. Özellikle, Kadifekale’ye Türk Bayrağının yeniden çekilmiş olduğunu görünce, çok sevindi. Savaşın tüm yorgunluklarından arınıverdi. 

Başkomutanlık Karargahı (o zamanki adı Nif olan) Kemalpaşa’da kurulmuştu. ATATÜRK ve arkadaşları geceyi Kemalpaşa’da geçirerek, 10 Eylül Pazar sabahı İzmir’e hareket ettiler. İzmir halkı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandılar. İlk önce Vilayete gidildi. ATATÜRK öğleden sonra Karşıyaka’ya geçti. Seçkin bir Süvari Birliği kendisine eşlik ediyordu. 

ATATÜRK Karşıyaka’da İplikçizade Köşkü’nde konaklayacaktı. Girişte kadınlı, erkekli muazzam bir topluluk birikmişti. ATATÜRK onları selamlayarak köşke yöneldiğinde yüzü asıldı. Kaşlarını çattı. Çünkü, geçeceği yerde boylu boyunca bir Yunan Bayrağı seriliydi. Karşılayıcılara bunun nedenini sordu. Onlar da, “Yunan Kralı Konstantin’in 1921 yılında İzmir’e geldiğinde bu köşkte ağırlandığını; yere serilen Türk Bayrağını çiğneyerek içeri girdiğini” anlattılar. 

ATATÜRK’ün yanıtı kısa ve kesindi: “Yunan Kralı hata etmiş. Çünkü, bayrak bir milletin onurudur. Ben bu hatayı tekrarlamam” diyerek, yerdeki bayrağı kaldırttı. Köşkün bembeyaz mermerlerinde ilerleyerek, içeri girdi."


/Try&Stop Me!

Önce Andımız, Sonra İstiklâl Marşımız, Anasayamız, İsmimiz......

Share

Tekrarlamaktan hiç sıkılmayacağım..
NAH alırsınız!

Sayın BAŞ ;

Share

Tehlikenin Farkında mısınız ??

Share

NE SEN'DEN GEÇERİZ NE SENİN ESERİNDEN!

Share

NÖBETÇİ MİLLET

YARADAN HEY YARADAN…
DÖRT YIL DEĞİL, BİN YIL GEÇSE ARADAN
SENSİN ATEŞ DİYE KANIMIZDAKİ,
SENSİN IŞIK DİYE ÖNÜMÜZDEKİ,
EY YANIMIZDAKİ
BEŞ - ON MERMERE, BİR AVUÇ TOPRAĞA SIĞAN
SINIRSIZ MAVİ UMMAN HEY.

YENİ KIYILAR BULUR, YENİ YARLAR KAZARDIN
SEN HER KÖPÜRÜP TAŞMANDA;
HER KONUŞMANDA
MİLLETİNİN ALIN YAZISINI YENİDEN YAZARDIN.
BAKIŞLARIN İNANMAYANI EZERDİ,
SAĞ KOLUN BİR ORAĞA BENZERDİ:
BAŞLARDI YURT TARLASINDA FİKRİN VE HİSSİN HASADI.
CÜMLELERİN YA ÖRSDEN KALKARDI
YA ÇIKARDI KINDAN.
BAŞAK SAÇLARIN SARKARDI HARMAN ALNINDAN;
HALK BİÇİLMİŞ EKİN GİBİ DÜŞERDİ DİZLERİNE,
MİLYONLAR KATILIRDI SÖZLERİNE
MIKNATISI GÖREN ZERRELER GİBİ
SÖZÜNDE ÇARPIŞIP DÜŞERDİ.

TAM SUSTUĞUN AN KIYAMET OLDU,
TAM KONUŞTUĞUN ANLARSA MAHŞERDİ:
RAB, GÖKTE DİNLEYİN DERDİ MELEKLERİNE;
YILDIZLAR GİRERDİ YENİ MAHREKLERİNE;
NEHİRLER KAVUŞURDU YENİ DENİZLERİNE;
HALK BİÇİLMİŞ EKİN GİBİ DÜŞERDİ SENİN DİZLERİNE
ŞİMDİ NÖBETÇİ OLMAK İÇİN ANIT-KABRİNE
TAMAMLAYABİLMEK İÇİN TAVAFINI
SARMIŞ YALIN KILIÇLAR GİBİ ETRAFINI
TUTUYOR NÖBET,
BU MİLLET:
BU, VAKTİYLE AYAKLARINI UMMANLAR YALAYAN,
BU , ÜÇ KIT'AYI ATININ NALIYLA DAMGALAYAN,
BU, TİMUR'U, ATTİLA'YI, OĞUZ'U,
BU, YILDIRIM'I, FATİH'İ, YAVUZ'U,
BU, SENİ YETİŞTİREN ULU MİLLET,
VAKAR VE HAYSİYETLE DİMDİK
UYANIK TETİK
ANIT - KABRİNDE TUTUYOR NÖBET.
DÜNYA DÖNÜP DOLAŞIP,
BOĞAZLAŞIP, DALAŞIP
ERGEÇ VE ANCAK
MİLLİ MİSAKLARDA KARAR KILACAK,

EY EN BÜYÜK USTA !..
DÜŞÜNEN OLMADI BU HUSUSTA
SENDEN EVVEL VE SENDEN İLERİ:
İLK MÜJDEYİ, İLK HABERİ
SENDEN ALMIŞTI CİHAN;
TA O ZAMANDAN ANLAYAMADIĞINA YANSIN.
SEN DÜNYANIN DÖNÜP DOLAŞIP GELECEĞİ,
UĞRUNDA MİLYONLARIN SEVE SEVE ÖLECEĞİ
EN BÜYÜK MAKSAT İÇİN
DÜNYAYA İLK KARŞI KOYANSIN.
NASIL İÇİMİZDEYSEN BÜTÜN VARINLA
İŞTE ÖYLECE DÜNYA DAVALARINDASIN.

O IŞIK SAÇLARIN, O ALEV SÖZLERİNLE
O GÖK GÖZLERİNLE SEN,
EY ISSIZ GECELER İÇİNDEN,
BİZE EŞSİZ SABAHI GETİREN !

EY ASIRLARDIR DUL BAYRAĞIN EŞİ
EY GECEYARILARIMIZIN GÜNEŞİ,
EY IŞIK SAÇLAR,
EY YELE KAŞLAR,
EY ÇEKİLMİŞ HANÇER BAKIŞLAR,
EY FİKRİ DÖVEN ŞAKAKLAR,
EY KALEM PARMAKLAR,
EY AY - YILDIZ EL,
EY EN GÜZEL
EY EN BÜYÜK
EY ATATÜRK !…

GETİR DUDAKLARINI, BİR BİR ALNIMIZA KOY,
DAĞLANSIN ATEŞİNLE BU SOY.
OY ATATÜRK OYY…

İRKİLMEZ ATA ÇOCUĞU İRKİLMEZ;
ZAPTEDİLMEZ ATAM ZAPTEDİLMEZ
BİZ VARKEN SENİN HİSARININ BURÇLARI:
BAKIŞLARIMIZ KILIÇ UÇLARI,
BEKLİYORUZ DEVRİMİNİ BİZ.
ÇÖKMEYECEĞİZ DİZ…
İSTERSE HAYAT ZEHROLSUN,
İSTERSE REFAH KAHROLSUN,
İSTERSE KURŞUN DÜŞSÜN YANIMIZA BELİMİZE,
İSTERSE GEÇİNMEK İÇİN BİR DİLİM
KURU EKMEK GEÇMESİN ELİMİZE,
HALEL GELMEZ BİZİM ATEŞİMİZE:
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER SARSILSA YERİNDEN
NE SEN'DEN GEÇERİZ NE SENİN ESERİNDEN!

Erdal SARIZEYBEK Diyor ki :

Share

İşte Gerçek TÜRK!

Share

Senin Gibisini Görmedim ATAM!

Share

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Share Gözlerinizi kapatıp dinleyin.. Ülkenin durumunu düşünün ATAM konuşurken..
Sanki dediklerinin hepsi olmuş değil mi ?.. Dediklerinin hepsi çıkıyor..
O'na "İleri görüşlü lider" vasfını yakıştıramayanlar da dinlesinler bunu..
Ama anlamazlar ki.. Onlara göre ülke tam olması gerektiği yerde..
Sömürülebilir, yıkılabilir, parçalanabilir..
Peki ya sizin hiç dikkate bile almadığınız biz, TÜRK GENÇLİĞİ bu duruma ne diyecek ??
Her zamanki gibi, NAH alırsınız!

Nihat Genç'ten dürüst sözler

Share Bu konuşmalardan sonra yasaklandığı söyleniyor..

30 Ağustos Zafer Bayramımız'ın 87. Yılı Kutlu Olsun!

Share

29 Ağustos 2009 Cumartesi

CNN'den "Kürdistan" hatası(!)

Share


Amerikan CNN televizyonu, geçen hafta bir programda Türkiye'nin doğusunu kapsayan bir bölücü haritaya yer verdiği için ABD'deki Türklerden özür diledi.

CNN televizyonunda gazeteci Campbell Brown'ın 21 Ağustosta yayımlanan programında, Türkiye topraklarının bir bölümünü içeren bir bölücü harita görüldü. Bunun üzerine Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA), CNN televizyonunun bu hatayı düzeltmesi için ABD'de yaşayan Türkler nezdinde kampanya başlattı.

ABD'deki Türkler, CNN'i elektronik posta ve faks yağmuruna tutarak tepkilerini dile getirdi ve yapılanın büyük bir hata olduğunu ifade etti.

CNN'in halkla ilişkiler yetkilisi Bridget Leininger, ATAA'ya bir mesaj yollayarak, Türkiye haritasında "teknik bir hata yapıldığını" belirterek, bu yanlışlıktan dolayı CNN'in ABD'deki Türk toplumundan özür dilediğini kaydetti.

ATAA Başkanı Günay Evinç, CNN'in hem telefonla, hem de yazılı olarak kendilerine ulaştığını belirterek, kampanyaya destek veren Türk-Amerikan toplumunun üyelerine teşekkür etti.

Kaynak : www.mynet.com

ART (Avrasya tv) Rasmussen protestosu

Share

ART (Avrasya tv) Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile birlikte basın toplantısı yapan NATO Genel Sekreteri Rasmussen'i yayında protesto etti.
Davutoğlu'nun konuşmalarını yayınlayan kanal, söz sırası Rasmussen'e geldiğinde, ağzına siyah bant vurup, sesi de kapatarak ekrana, "İSLAMIN PEYGAMBERİNE HAKARETİ SAVUNAN SESİ DUYURMAK İSTEMİYORUZ" "ROJ TV VE TERÖR HAMİSİNİN SESİNİ DUYURMAK İSTEMİYORUZ" yazılarını bindirdi. Rasmussen konuşurken yalnızca müzik sesi veren kanalın alt başlığında da "HEM DE RAMAZAN'DA GÜNAH ÇIKARIYOR / daha dün peygambere hakareti savunuyordu. daha dün roj tv'ye hamilik yapıyordu" yazısı dikkat çekti.

HELAL OLSUN CESARETİNİZE!

EYLEM YAPAN DTP'Lİ İTLERE URFALI KADINDAN TOKAT GİBİ CEVAP

Share  

İnsan hakları, barış diyen yalancı köpeklerin karşı fikir beyan eden birine tavırları ortada!
Hani barış ? Hani insan hakları ?
Bir kadına küfretmek ?
ANANIZI DA ALIN GİDİN YOKSA KÖTÜ ŞEYLER OLACAK ONLARA!

Atatürk ve İtalyan Sefiri

Share

Taviz verilemez!

Share “Demokrasi Paketi”ne ilişkin ayrıntılar şekillenmeye başladı. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler şeklinde belirlenen adımlarda ilk olarak Kürtçe’nin önündeki yasal engeller kaldırılacak. Hükümet, “demokratikleşme paketinin” hazırlanması yani “yol haritası” denilen süreçte iki ana olgunun kamuoyu üzerinde yarattığı olguyu değerlendirdi. Bunlardan birincisi PKK, diğeri Kürt Sorunu. Yol haritasının belirginleştirilerek, çözüme yönelik adımlar atılmasında da bu iki olgunun birbiriyle bitiştiği ve ayrıştığı noktalar ele alındı. Yol haritasının oluşturulması sürecinde Kürt sorunun çözümüne yönelik söylemlerde “barışcıl” ifadeler kullanan hükümet PKK’yı bu süreçten ayırarak, “terörist” nitelemesini sürdürdü.

Devletin zirvesi de “Demokrasi Paketine” ilişkin yaptıkları değerlendirmelerde bu ayrımın altını çizdi.

Kürtçe’ye her alanda serbestlik

Demokrasi Paketi’ne ilişkin çalışmaların koordinasyonu İçişleri Bakanlığı bünyesinde ilgili kurumların da katılımı ile sürdürülüyor. Kısa vadede atılması gereken adımlardan bazıları şöyle belirlendi:

- Kürtçe’nin seçmeli ders kapsamına alınması,

- Üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümlerinin yanı sıra, Kürdoloji Enstitülerinin de kurulması,

- Cezaevlerinde Türkçe bilmeyen tutuklu ve hükümlülerin görüş sırasında aileleri ile Kürtçe konuşmalarına imkan tanınması.

- Köylerin Kürtçe isimlerinin geri verilmesi,

- Siyasi Partiler Kanunu’nun “Azınlık Yaratılmasının Önlenmesi” başlıklı 81.maddesi esnetilecek. Bu maddedeki, “propaganda ve mitinglerde, pankart ve levhalarda, broşür ve beyannamelerde plaklar ve ses görüntüsü bantlarında Türkçe’den başka dil kullanılamaz” hükmü değiştirilecek ve çifte dil kullanmanın yolu açılacak.

- Terörle Mücadele Yasası kapsamında yargılanan ve kamuoyunda “Taş atan çocuklar” olarak bilinen çocuklar bu kapsam dışına çıkarılacak.

- Mahmur Kampı’nın boşaltılması.

- Köye dönene yerleşim birimi gösterilmesi.

www.gazetevatan.com / 29.08.2009

DTP’nin 1 Eylül günü Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenleyeceği, ‘Onurlu bir barışa evet’ mitingi için merkez Kayapınar İlçesi’nde bildiri dağıtıldı. DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, İl Başkanı Fırat Anlı, Kayapınar Belediye Başkanı Zülküf Karatekin bildiri dağıttı. Ardından halk toplantısı düzenledi.


İŞTE TUĞLUK'UN KONUŞMASI:

30 yıldır denenen yöntemlerle bu sorunu bitiririz demenin mümkün olmadığını hep ifade ettik. Gelin bu sorunu diyalogla çözelim dedik. Bugün bunun koşullarının oluştuğunu gördük. Devletin içinde bir kesim bu sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyeceğinin farkında.

Artık herkes Kürt sorununda yeni bir sürecin başlaması gerektiğini söylüyor, kendilerince bir çözüm öneriyorlar. Nedir bu, muhatapsız olarak bir takım hakları vererek bunu böyle kapatalım diyorlar. Öcalan’ın koşullarını düzeltelim, yanına birkaç tane tutuklu götürelim, köy isimlerini eski haline getirelim, Kürdoloji enstitüleri açalım. Kamu kurumlarında Kürtçe konuşmanın önü açılsın. İşte planları bunu içeriyor.

Kürt sorunu muhatapsız ve diyalogsuz çözülemeyecek. Biz bir çözüm istiyoruz. Bunun en büyük acısını, bedelini Kürtler ödedi. Ama böyle ufak tefek adımlarla bu kadar ciddi bir sorunu çözemezsiniz. Bir çözüm olacaksa bu halkın iradesini tanımak zorundasınız. Bu halkın örgütlü gücünü tanımak zorundasınız. Onlarla oturup konuşmak zorundasınız. Bu da çok açıktır. Çözümün muhatabı Öcalan’dır.

www.mynet.com 29.08.2009

Sanıyormusunuz ki dillerini her alanda kullanmaya izin verip, ikilik yarattıktan sonra bu onlara yeterli gelecek?! "Dilimiz tanındı şimdi de devletimizi tanıyın" demeyecekler mi?! Zaten diyorlar, siz sadece kulaklarınızı tıkayıp, gözlerinizi kapatıyorsunuz ya da daha da vahimi bunları bilerek sözde demokrasi trenine biniyorsunuz.

Türban olmadı kürdistanla yola devam! 

Kürt Sorunu & Terör Sorunu

Share 10 maddede Kürt sorunu

Haftalardır “Kürt sorununa demokratik açılım” diye kıyametler kopuyor. Öte yanda “Demokratik açılım”dan söz edenler en demokratik hakkını kullanarak “terör örgütüyle pazarlık yapılmaz” veya “üniter devleti tehlikeye atacak bir girişimin yanında olmalıyız” diyen muhalefet partilerine hakaretler yağdırıyorlar.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk “Kürt sorununun çözümünün MHP ile CHP’nin misyonunu bitireceğini” söylediği açıklamada “Bir bütün olarak DTP, AKP, Öcalan bu sorunun üniter yapı içinde çözüleceğini ifade ettik” diyor. Yani halkın oylarıyla (hem de DTP oylarının kat kat üstünde oylarla) Meclis’e gelmiş iki büyük muhalefet partisine fena halde bozuluyor, onların diyaloglarına “düzeysiz tartışma, misyonları bitecek” diyor ama terör örgütünün başını kendi partisiyle olduğu gibi Türkiye’nin hükümeti ile de eşdeğer önemde tutuyor.

Şaşacak bir şey yok aslında; Eruh ve Şemdinli’de PKK’nın ilk silahlı eylemini gerçekleştirdiği tarih olan 15 Ağustos için “Yaşasın 15 Ağustos” coşkusu gösteren DTP’li Emine Ayna’nın birkaç ay önce “Öcalan legal biridir” dediği terörist başını da, “istediklerimizi alamazsak Güneydoğu’yu savaş alanına çeviririz” diyen terör örgütünü de aynen DTP gibi baştacı eden ama aynı anda muhalefet partilerine ve bu ülkenin ordusuna, Genelkurmay Başkanı’na en ağır hakaretleri reva gören nice köşe yazarı ve gazete bulunmakta bu ülkede... Neye şaşacağız ki? Doğrularla yanlışların tepetaklak edilip, elbirliğiyle birbirine karıştırıldığı bir ortamda artık şaşırma lüksünüz olamaz. En önemli kararların, gelişmelerin üstü yepyeni bir şok gelişmeyle örtülür, dikkatler oraya yoğunlaşırken diğer tarafta örneğin “yargı reformu” adı altında yargı tümüyle siyasi gücün baskısına alınır, en son duyan siz olursunuz. Artık süreç böyle işliyor.

İki hafta önce Adana havaalanında Adanalı dostlarla konuşurken önümüzdeki masada oturan bir hanım arkasına dönerek bana bir Kürt aşiretinden olduğunu, aynı zamanda okurum ve izleyicim olduğunu belirttikten sonra şöyle dedi: “DTP’nin Kürtleri temsil ettiği doğru değil. Aldığı oyların çoğunu da PKK’nın mahalle mahalle estirdiği terör sonucunda alıyor. Kürt sorunu Kürt sorunu diye ortaya çıktıklarında biz çoğu Kürt utanıyoruz.”

MADEM Kİ ÜNİTER DEVLET?

Daha önce benzer sözleri bir restoranda yanıma gelerek konuşan bir Kürt garsondan da duymuştum. Ben Güneydoğu’da yaşamadığım için bunların doğruluk derecesinden emin olamam ama eğer DTP (“20 milyon Kürt var” dedikten sonra aldığı 2 milyon oy ile) Kürt vatandaşların temsilcisi ise o zaman daha samimi davranması, yakınlıklarını daha önce defalarca dile getirdikleri terör örgütünün silah bırakması için mutlaka “Öcalan’ın muhatap alınmasını” istememesi gerekir.

Eğer bu bir terör sorunu değil de ısrarla tekrarlayıp durduğu gibi Kürt sorunu ise veya Başbakan Erdoğan’ın “Ulusa sesleniş” konuşmasında defalarca vurguladığı gibi demokrasi sorunu ise bu sorunu mesela 10 madde halinde açıklayabilirler mi?

Ahmet Türk’ün dediği gibi DTP, AKP (ve haydi Öcalan da) birlikte şu 10 maddeyi yazıp yayınlasınlar. Zira uluslararası terör örgütü listelerinde yer alan, birçok demokratik ülkenin terörist kabul ettiği bir örgütle ve lideriyle, aslına bakarsanız onları dilinden düşürmemekte ısrar eden, “kardeşimiz” diyen bir partiyle de “demokratik açılım” olmaz. Hiçbir iktidar da “sonunda bedelini bütün ülkenin ödeyeceği” bir hamleyi, “bedeli ne olursa olsun yapacağız” yaklaşımıyla göze alamaz. Almaması gerekir.

RASMUSSEN VE TALABANİ

Nato Genel Sekreteri Rasmussen bile “Önce PKK koşulsuz silah bırakmalı” derken, hatta Talabani bile “PKK silah bırakmalı” derken hükümetin bu açılımda diyaloğa önce bu şartla başlamaması, “sevgi ve kardeşlik”ten söz edenlerin “silah bırakma” da değil, önce terör örgütünün tasfiyesini hiç dile getirmemesi ortada duran dev bir çelişkidir. 

Madem ki “üniter devlet, tek devlet-tek millet” noktasındayız ve bunun aksini kimse istemiyor o zaman yıllardır süren bu vahşi terör eylemlerinin ve PKK’nın varlığının sebebi olan ciddi sorun, eksik olan haklar nedir?

Ahmet Türk “İspanya’da Katalan halkı”nı örnek veriyor ve “İspanya’nın üniter yapısı bozulmadı” diyor ama Katalanlar’ın asla etnisiteye dayalı bir teröre karışmadığını, onlara verilen hakların da “sadece kültürel kimlikle” ilgili olduğunu söylemiyor.

Terörle sorun halletmeye kalkan Bask’ların ise hâlâ terörü bitirmediğini, orada da terörle sorunların çözülmediğini de...

“Kürt sorunu”nu 10 madde halinde rica edebilir miyiz?


Ruhat Mengi

http://haber.gazetevatan.com

28.08.2009 

Erdoğan'nın 1991 Yılında Sunduğu Kürt Raporu

Share

Tayyip Erdoğan'ın Kürt Raporu/30-12-2007

"Bölgenin ismi Kürdistan, devlet terörü vardır, ...PKK eliyle sürdülen kürt silahlı mücadelesi şehre inmiştir. Kemalist devletin geleneksel zora ve silaha başvurma yöntemi iflas etmiştir."

Şuan başbakan olan bir insan bunları söyleyebilmişse veya bunları söyleyen bir insan şuan başbakansa bu ülkede; oy verirken aklını kullanmayı, düşünmeyi, sana öğretilenleri, ülkenin bütünlüğünü sağlamanın esas görevin olduğunu unutmuşsun demektir!