29 Ekim 2009 Perşembe

Seni seviyoruz ... Hep seviyoruz.. Ötekilere inat!

Share

SENİ SEVİYORUM YAKIŞIKLIM!
Yazgülü ALDOĞAN
http://www.yazgulua.com
29.10.2008


Seni her zaman sevdim, ama bir tür doğum günün kabul ettiğim 29 ekimlerde bir başka sevdim, biliyor musun? Çünkü 29 ekimler sadece senin değil, benim de bir tür doğum günüm. Bizim. Ülkemizin. Ulusumuzun. Senin deyiminle "muasır medeniyetin" yani çağdaş uygarlığın benimsediği değerlere inananların, onları yaşayabildiği bir düzen demek olan "laik, demokratik cumhuriyet"in doğum günü! Sen eğer savaş meydanlarından muzaffer çıkartarak meclise getirdiğin o "cumhur" a, bir "Cumhuriyet" armağan etmeseydin, bugün ben bir cumhuriyet ürünü çağdaş kadın olarak bilgisayarımın başında oturup sana bunları yazamazdım... Zaten bunları yazacak donanıma da sahip olamazdım. Başım açık, fikrim açık, alnım açık da olamazdı! Ayağımın üstünde durabiliyorsam senin sayende, bunu hiç unutmadım.

Seni önce bir komutan olarak tanıyıp çok sevdim. O ne askeri deha! Her ne kadar Çanakkale Savaşı'ndaki başarını göz ardı etmeye çalışan hainler çıkıyorsa da, tarih biliyor ve yazıyor. O savaş da, diğer savaşlar da, senin ve senin yönlendirdiğin komutanlarının aklıyla, askerlerinin canıyla kazanıldı. Ki o savaşlar kazanılmasaydı, üzerinde cumhuriyet ilan edilebilecek bağımsız bir vatanımız da olamayacaktı...

Sonra bir siyaset adamı olarak girdin kalbime. Ulustaki o küçük Meclis'de geceler boyu süren tartışmalarda yürüttüğün taktikler, yaptığın konuşmalar, kavgalar gürültüleri, karşı çıkanları bir meydan savaşı yönetir gibi ustaca yönetmen ve hepimiz için en iyi sonuca erişmen...

Ve sonunda milletle beraber yarattığın cumhuriyeti, çağdaş değerler sistemi içine oturtman! Ki o çağdaş değerleri yıllardır birileri farenin peyniri kemirdiği gibi dişleyip duruyor ve koca gedikler açıyorlar. Açıyorlar ama sistem yine de yürüyor, korkma!

Çalışma masamın arkasında bir fotoğrafın duruyor, üstü açık bir arabada, elinde şapkayla arkanda bir yerlere bakıyorsun. Ne de yakışıklısın! Laf aramızda, bu yakışıklılığın, her giydiğini yakıştırman ve bugün için bile o yerine göre, adabına göre şıklığın, karizman, olağanüstü! Tevekkeli değil, bütün kadınlar hayranmış sana... Yani nereden saldıracaklarını bilemeyenler, askeri dehanı, siyasi zekanı, uzak görüşlülüğünü karalayamayanlar, bu yönlerine saldırır... Şimdi en son, eşini, Latife Hanımı yüceltme çalışmaları da biraz bundan! Onu, bağımsız kadın hareketinin, feminizmin bir numaralı öncüsü yapmalar, senin onu nasıl da ezdiğin ve terkettiğin edebiyatı üzerinden yürütülüyor... Bütün dünyanın kabul ettiği "yirminci yüzyılın en büyük devlet adamı ve lideri" tanımına kara çalmanın tek yöntemi "insan Mustafa Kemal"i kötülemekten geçiyor: çok içerdi, kabaydı, karısına kötü davranmıştı, falan... Sanki o da bakkal Mustafa ile evlenmişti de ancak sıradan bir evlilikte beklenebilecek davranışlar için ısrarcı olmuştu!

Umrumda değil. Umrumda olan bir tek şey var yakışıklım. Sen gittikten sonra beceremediğimiz bir şey: cumhuriyetin kazanımlarını bütün cumhura yayamamak...

Benim bir büyük kent kadını olarak sahip olduğum eğitim, çalışma, özgür yaşama haklarına kırda, küçük kentte, Doğu'da kimi kızların, kadınların henüz sahip olamaması. Eşitliği henüz sağlayamadık çakır gözlüm. Senin arzularının aksine kimi güzel kadınlar hala çarşaf altında, kiminin başını 7 yaşında bağlıyorlar, kimi başını açmıyor diye okuluna gidemiyor. Ana, baba, aile, mahalle, töre baskısı, kadınları hala esir alıyor. Yoksulluk ve cahillik, bazı yerlerde hala kırılamadı. Yobazlık bu gübrede hala tohum atıyor, serpilip büyüyor. Memleketimin delikanlıları, hala kimi art niyetlilerin elinde dağlarda ser sefil ediliyor, ellerine silah veriliyor, kan kardeşlerinin katili oluyorlar! Senin zamanında yoktu paşam, Kürt, Türk diye kardeşini vuruyor... İşte bunlar umrumda biliyor musun...


Yazgülü ALDOĞAN

http://www.yazgulua.com/arsiv.asp

29.10.2008

0 Yorum Yaz:

Yorum Gönder